''Ben'' gel bir heves blog aç hayvan gibi yazıyorum cümlelerim uzay boşluğuna gitmesin diye...Daha ilk yazıda hislerini ittire ittire yaz gram ilham gelmesin sonra hadi bekleyelim diye diye her gece hislerini kurcala belki kırıntılarda bir aşka tutkuya rastlarsın diye ve tam umudunu kaybetmişken iki tıngırtı bir olgun erkek sesine patlama yaşa!Bir şarkıya demek istiyorum işte:) Oğlum kim bu şekle soktu bu şarkıyı lan?!Kim sağladı bize ulaşmasını?!Sorumlu kim?? Bulun getirin adını vereceğim yazıma.
''Gel'' diyor... Öyle gel böyle gel şöyle gel şu zaman gel diyor ama diyor ki; ''yanıma gel...'' Yani bir de melodisi var ki...Bizim sahil siteleri Ada'daki ya... Akşam oluyor sahil öylece serili önünde insanlar toplanıyor deniz faslı bitmiş belki aylardan eylül ama Kuşadası'nda eylül;yaz ki!Bizim orda insanların düşündüğü en son şey sonbahardır eylülde...Ah o boşalan sahilde aynı gece kim bilir kaç genç toplanacak ateş yakacak benim şarkıyı söyleyecek,kaç aşk başlayıp bitecek o gece,kaç mangal yanacak sönecek,kaç soğuk bira bitecek,kaç köpek işeyecek çalılara,kaç çocuk salıncaktan düşecek...Ya kenarda bankta oturan kızı ne yapacağız ? Ne bekliyor bilmiyorum ama dalgaları özlemiş nerelere gidip kalmaya çalıştıysa,uzaklara kaçtıysa da özlemiş işte...Denizi bir kere gördün mü artık onunla içindeki aşka seyirci kalmak zorundasın kaçamazsın bundan.Denizsiz yaşayamazsın gidip adına ''Ada'' denen bir yerde doğmuşsan heleki...Bir kere oraya ait hissetmişsen...Sonra inkar etmeye çalışmak,kaçmak,gitmek...Bunlar yalan olur! İlk orda sevmişsen hissetmişsen aşık olmuş ve aşık olduğunu sanmışsan,ilk orda canın acımış ağlamış kendine küsmüşsen,ilk orda sarhoş olmuş kavga etmiş sürünmüşsen,ilk orda dostunu bulmuş dostunu kaybetmiş dost sanmışsan,ilk orda vazgeçmiş,inanmış ve günahı umursamamışsan...Ve daha bilmem kaç ''ilk orda''ya karışmışsan o şehirden ''geçmek'' mümkün değil ama kendini kandırmak hep mümkün...İnsana savaşmamak olsun...
Bir şehre aşık olmak;zordur. İçini yer insanın...Siz ona kızın bağırın çağırın küsün sevin kaçın geri kollarına koşun,karşınızda;şeker almadı diye kendisine kızan bir çocuğa tatlı tatlı gülümseyen bir büyük gibi karşılar sizi.Onu suçladığınızla kalırsınız...Bir şehre aşık olmak zor,denizi olan bir şehre aşık olmak daha zor. Seviyorsun sonra inkar etmeye çalışıyorsun,teslim oluyorsun,sığınıyorsun...Seviyorsun işte.
Ona gidiyorsun...Anılar yok mu? E var.. Buna hiç girmeyeceğim.Şehir seni anılarınla aldatıyor.Bunu içine sindiriyorsun.
Kararmak üzere hava,sahil serin,hafif rüzgarlı ama saçların kısa,uçuşmuyor eskisi gibi...Ama hala kara,kapkara...Uçuşan tek şey zaman,geçen zaman.Oturuyorsun bir bankta kulağında müzik,en sevdiğin bölüm gelince kalbin deli gibi atıyor,tek başına dinliyorsun melodiyi o da uçuşuyor,ama şansın var geri sarabilirsin bunu,zaman gibi değil ki...Ah yaz akşamı...Düşünüyorsun,düşünüyorsun...Beynin milyonlarca şeyi düşünüp duruyor aynı anda... Ama kalbin sadece bir kısmını seçiyor bu milyonlarca şeyden o akşam oluşta beyninden...Kalp;hep işine geleni... O bankta,o aslında sıcak ama serin,rüzgarlı sahil akşam oluşunda kalbin bir iki cümleyi seçivereceği tutuyor işte; ''yanıma gel...bir eylül akşamında,yanıma gel...''
Ne olur beni uğraştırma,yanıma gel.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder