Sayısız sayfamı çöpe attım,4 günlük yırttım,bir sürü güzel cümlemi sabah uyandığımda hatırlamadım,kim bilir kaç tane mektubu denize bıraktım ve ya onlara daha da kötüsünü yapıp denizden daha cansız birilerine bıraktım ama bir daha yazamayacağım hissine hiç kapılmamıştım- ki o kadar yazıya da hep şu anda hissettiğim korku ile başlamışımdır; '' ya kelimeler hislerimin hakettiğine yetişemezse...'' Bilmem, bana korkutucu geliyor.Sonra bir gece biraz büyüyüp ''hissetmeye'' başladığım bir dönemin gecesinde,bir kaybetme korkusu ile,bir vazgeçiliş ürküntüsü ile sildiğim,kalbimin;ruhuma,bedenime ve beynime oynadığı küçük sinsi bir oyun ile,küsmek mi kaçmak mı anı kurtarmak mı bilmediğim bir hisle sildiğim o ''notlar''dan sonra; ''evett '' dedim ,'' evet artık yazamam herhalde...'' Ama şu an diyebilirim ki, geçti...
Birikti ve o kadar aradan sonra ilk kez yazıyor olduğum için ne hakkında yazsam diye düşünüyordum ama bir şey hakkında yazmayacağım.Bu gece aklımda ilk olarak ''vazgeçmek-vazgeçilmek'' vardı nedense,''ne zor bir evre''diye girecektim de unuttum bile cümlelerimi, vazgeçtim ondan da...
Öyle dondum kaldım işte ekran karşısında ne sinir bozucu- Böyle hissetmek hiç hoşuma gitmiyor.Aslında ''hissetmek''hoşuma gitmiyor.Tanrı'nın insanlara verdiği en büyük ceza ölüm değil hissetmek.Çünkü ölüm de ;kötü hissetme korkusu.Her şey hissetmeye dayanıyor.Her şey iyi hissetmek için ki zaten...Doğ,büyü,oku,ye,iç,hasta olma,çalış... Tabii bir de sen git iyi hissetmek için aşık ol...Gerisini biliyorsunuz işte,doğru yanıtlar için ters orantılar.Ah Tanrım ne yorucu ne sorunlu bir şey aşk...Daha hissetmediği şeylerden korkutan insanı,yüzümüze gülümserken ellerinde ne olduğunu asla göremediğimiz aşk...İnsanı kendi kendisiyle bile düşman ettirip bir yarısını bırakıp diğer yarısını peşine takan aşk...Yalnızlıktan kaçarken insanı koskoca bir yalnızlığın ortasında öylece bırakıp asla suçlu olmayan aşk...Uyuşturucuya alıştıran bir kötü adam gibi;insana önceden hiç tatmadığı bir hazzı tattırıp sonra onu bir daha asla hissetmemekle tehdit edip kendine mecbur bırakan aşk...Daha varlığı kanıtlanmamış olmasına rağmen biz insanların aptallığını kanıtlarcasına;onu tanımlama çabasına girdiğimiz ve her seferinde de sonuçsuz kalmamıza rağmen ısrarla bir daha bir daha aynı aptallığı yapıyor olmamız karşısında belki de bize pis pis sırıtan aşk; beni öyle sinirlendiriyor ki!
:)) Haha biz insanlar... Kendi edip kendi bulmasına rağmen suçlayacak birini arayan,bulamayınca da deliye dönen ve suçu kendinde aramanın hafifliğini asla hissedemeyecek olan biz insanlar, iyi geceler.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder