Tenimin
artık sır tutamadığı bir akşam üstü bütün yazdıklarımı bir bir nasıl
hatırlayabildiğime şaşırarak oturuyordum pencerenin önünde bahara kızmış bir
şekilde." Ya üşütsün ya yaksın bu nedir ya ?" diyordum. “Böyle
fırtına mı olur nisan ayında?” Kalbimiz her mevsim fırtınaya açıkken
mevsimlerde bunu yadırgadığıma da sinir olmuştum ya neyse. Sanırım belirsizliklerden yorulmuş olduğumdan
bahara , fırtınaya değil , kendimeydi aslında tüm öfkem...
Aylardır
hemen her gün ona yazdığım o güzel kahverengi defterimi almış tarih tarih
gezerken, bazı cümlelerimi şaşkınlık içinde tekrardan okuyordum. Bir açsalar kalbimizi ne sırlar dökülecek
sokaklara diye korkuyordum çoğu sayfada… Ve ona yazdığım tüm anları
hatırlıyordum tek tek. Öyle ya herkesi
her şeyi unutur da insan; nasıl hissettirildiğini asla unutmazmış...
Gel-gitlerle
dolu sayfalarımı ay görse kıskanırdı bu kadarını yapamadığı için…
Bazen
ağır bazen romantik bazen onun gibi hiddetli olmuşum...Bazen kızıl olmuş tenini
yanımda istemişim, bazen beyaz olmuş masum bir aşkı avuçlarımda uzatmışım ona…
Bazen simsiyah olmuşum ! Rimellerim süzülmüş yanaklarımdan. Sonra sapsarı
olmuşum, korkmuş, heyecanlanmış, güneş gibi parlamışım… Ama en çok kıpkırmızı
aşık olmuşum O’na…
Susmuşum, ona kızamayıp yağmurlara kızmışım…
Bazı sayfaları yırtmış, bazılarına 2 cümleden fazla yazamamışım. Rüyalarımda
görüp gecenin bir yarısı kalkıp karanlıklarda yamuk yumuk da yazmışım, kafam
iyi sayfalarca saçma sapan da…Bazen onu yenebileceğimi düşünmüş ama çoğunlukla
ona teslim olmuşum... O’na ; aşık olmuşum.
Kendime söylediğim yalanlara hiç girmiyorum
bile. Her detay ve tüm kelimelerim tabii bize özel ve bu defter ona ait.
Ama ;
hoşuma giden bazı tarihlerden seçtiğim bazı cümleler de sizin olsun şimdi… Kalbiniz aşkla dolsun.
İşte ilk sayfadan kalbime hücum edenler
mesela;
26.01
/// Allah'ım tüm gün alevler içinde yandım ve kaçamadım.
Aman Tanrı'm sana hiç dokunmadan mı öleceğim?
Öyle
safmış ki kalbim ona hiç dokunmadan duracak bir gün diye korku ile yanmış
durmuş bir pazartesi akşamında...
27.01
/// Korkum cesaretimi yenemedi, aşk her zaman kazanır.
Ve cesaretimin
gazabına uğradığım o gün...
29.01///
Onsuz uyudum, yine uyumam gerekecek. Buna alışmak zorundayım. Kalp kırılmadan
iyileşmezmiş, öyle söyledi.
Her
şeyi güzelce özetleyip gidişi , hiç unutamadığım bir andı.
30.01
/// Onu istediğim gibi kimseyi istemek dahi istemiyorum. Milyon tane detay var
aklımda ve düşündükçe yatışmıyor kalbim.
Bütün
ama bütün vücudu durabilir bir insanın evet, ama aşık bir insan öldüğünde en
son kalbi duracaktır buna emindim.
31.01
/// O kadar kaçtım ki ondan, kimselere bir şey diyemedim. 6. filan bitti kafam
çok iyi şu an ve her şey bulanık. Her şey bulanık ama onun yüzü net. İşte aşkın
size yaptığı budur. Ona çok aşık
öleceğim . İçimdeki aşka ona çok aşık ölmek yakışır zaten.
Hahaha
kafam çok iyiymiş … İçkili iken her şey bir ise iki oluyor. Normalinden çok
hissediyorsunuz. Uyuyabilmek istiyordum o gece o kadar, onu bile istemiyordum
yanımda hatta ama çok net hatırlarım hala nasıl sabahladığımı.
2.02
/// Hadi benim içimdeki aşk, korkumu yerle bir ediyor. O'nun nesi var ? ( Sabah )
2.02
/// Bu kadar aşkı taşıyamayacağım galiba:) Ben deliyim evet ama o benden de
deli ve beni ancak böyle bir ruh bastırabilir zaten. Konuşmasını duysan başka
kimse ile bir daha konuşmak istemezsin. Birini sevmek gerçekten kör yaşamak
gibi. ( Öğleden sonra )
Hahaha
işte böyle oluyor. Cansız bir deftere onun konuşmasına duyduğunuz hayranlığı
anlatırken buluyorsunuz kendinizi !
4.02
/// O kadar yasak ki anlatamam. O'na bu kadar aşıkken yasak olması o kadar
saçma ki anlatamam.
Kafamı
bozan o hiç değişmeyecek çıkmaz sokakta kendimi buluşlarım.
6.02
/// Yine de içimde sadece ikimiz kaldığımız için, artık içimde baş başa
olduğumuz için çok huzurluyum. Bir ömür
seni hatırlayacağım sanırım, yarım ve
özleyerek...
6.02///
( Gecesi) Sonuçta biliyoruz, kalbi bir kadına aitti zaten. Ben onun
kadınlarıyla hiç başa çıkabilir miyim Allah aşkına?! Olsun bu adama sevmek
yakışıyor.
Başkasını
sevmesini sevişim?
8.02
/// Bu akşam oluşlar beni delirtecek. Çok hassaslaştım ama şimdi görsem yine
hiç üzülmemiş gibi gülümserim ona. Ya dünyayı karşımıza alacağız birbirimize
kalkan olup ya da dünyada sadece ikimiz kalana kadar bekleyeceğiz... Haha
delilik bu.
11.02
/// Yolculuk hep iyileştiriyor. Sensiz bir yolculuğun beni iyileştirebildiği
kadar iyileştim. Bize düşmez sorgulamak diyor, olmuş işte... Mezara dek
saklayacağım, güven bana diyor. Daha güzel ne duyabilirdim ondan ? Sana
anlatmak istediğim milyon tane şey kalsa bile içimde beni anlayıp bir hayvan
gibi kalbimi kırmadığın için teşekkür ederim sana.
18.02
/// Beni köşeye sıkıştırıp da öpmeyişini hatırlıyor musun? Kalbim çıkıp gidiyor
o anı hatırladıkça.
19.02///
Hayatıma devam ediyor görünüp de her an seni özlüyor olacak olmama çok bozuk
kafam.
26.02///
24 gün sonra sesini duymak nasıl bir şey biliyor musun? Nefes alamadığın bir anda
sudan çıkıp havayı içine çekmek gibi.
Ama yine akşam oluyor. Sapsarı ortalık, kapkara olmadan önce son bir güzellik
yapıyor bize gökyüzü sanırım. Bir adamı özlerken özellikle çok acı oluyor bu
akşam oluşlar. Sana yaz akşam oluşlarını anlatayım bana hatırlat. Yüzünü bir
daha göremeyeceği bir adamı seven kızlara nasıl akşam olurmuş sana anlatayım.
Mesela seneler sonra bir yaz günü hayal et. Saat akşam üstü 6. Bu saat ; günün bütün güzel geçen saatlerini
bir kerede yutan bir saattir. Bunu ne zaman düşünsem ağlıyorum. O'nun olmadığı
bir şehirde sahildesindir. Arkadaşlarınla denize gitmiş, kitap okumuş, müzik
dinlemiş, dondurma yemişsindir. Güneşin altında öylece yatmışsındır güzel
güzel. Saat 6 ya doğru güneş etkisini kaybetmeye başlamıştır ve eğer ağlayacak
olursan dikkat et çünkü berbat bir histir. Uzanmış yatıyorsun gözlüğün gözünde
sıcaktan yanıyorsun bir de sıcak göz yaşlarını düşün. Akıyor ... Sıcak güneşin
altında sıcak göz yaşları, her şeyin cıvıl cıvıl olduğu bir kumsalda hemde . Akşam soğuk biralar
içilecek canlı müzikler bir şeyler. Ah ama akşam oluyor. Gözlerini kapatmış
dinliyorsun etrafı şezlongta. Dalga çıkmış , üç beş minik çocuk bağrışıyor
etrafta, birisi sigara yakmış açık havada bile geliyor kokusu burnuna... Sonra
bir kırpıyorsun gözünü burnunun ucu top gibi ufacık tam kıvrımına değdiriyorsun
parmaklarını, bir kırpıyorsun gözünü, parmak uçların yanağına dokunuyor, bir iz
var orda... Bir kırpıyorsun gözünü omzuna değiyor parmakların, bir kırpıyorsun
burnunun dibinde gülüyor sana... Doğruluyorsun yerinden, güzel bir yaz
akşamında ne işin var senin bu sahilde , benim ta içimden çıkıp geliyorsun
burnumun dibine kadar ... Ah … Sonra; “Hadi !”diyor arkadaşların, “Akşam için
hazırlanacağız, gidiyoruz.” Tamam biz gidelim de o nerede? "O
nerede?" diye soruyorsun kendi kendine. Düşüveriyor aklına adam. O uzakta,
o başka şehirde. Canlı müzikte yanımda bana sarılıp şarkı söyleyemeyecekse, bir
tane daha içki içme kavgası yapmayacaksak, herkesten sıkılıp arabaya atlayıp
sevişmeye kaçamayacaksak, İzmir'i özleyip basıp gidemeyeceksek, elimizde
şişeler sabahlamayacaksak, pazartesi olunca hiç dağılmamış gibi işe
gitmeyeceksek, kalabalıklarda hiç sevişmemiş gibi ciddi olmaya çalışmayacaksak
ve o ciddi halimizle gece yatakta dalga geçmeyeceksek, yaz bitiyor diye
içten içe acıyıp, kışın hayalini kurmayacaksak, sen bana dondurma almayacaksan başlarım
akşam için hazırlanmaya o yaz akşamında ben...
Akşam
olup müzik çalmaya başlayınca; " Seni özledimmmm." diye
arayamayacaksam, senin o ciddi ortamlarında ben seni edepsiz bir mesajla
bulandıramayacaksam, “Seni özledim.” dedim diye pat diye gelip kalbimi
darmadağın etmeyeceksen, sen " Gidiyoruz." dediğinde ben; " Nereye?
" diye sormadığım her seferinde şaşırmayacaksan bana , seninle konuştuktan
sonra telefonu kapatırken arkadaşlarım hınzırca gülmeyecekse halime ben ne
yapayım o yazı söyler misin ?
Ama
şimdi kış... Aynı şehirdeyiz. Sen dışarda orada bir yerdesin...
27.02
/// Dün bir yaz gecesi rüyam yarım mı kalmış? Ne yapıyorduk? İçmiş içmiş
sokaklarda serserilik mi yapıyorduk? Merak etme seni kimsenin tanımadığı bir
yerdeyiz , şeklini çizecek değiliz :) O yaz sıcağını, sırılsıklam eden yaz
güneşini ne yapayım senin bakışınla terlemiyorsam ? Bir masanın üstünde dans
etmiyorsam gecenin bir yarısı ve sen bana karşıdan bakıp içten içe in oradan
diye kızmıyorsan , kalabalıkta kimseyi değil bir tek seni görmüyorsam, herkes
bana bakarken ben sana bakmıyorsam , sen beni alıp götürmüyorsan oradan ah ben
ne yapayım o yaz akşamını?
Kimi
sevdiğini iyi bileceksin. Bütün gün boğazına kadar batacağı şeyleri bırak o
seçsin , önemli olan dönüp sana geldiğinde ona gülümsemen. Nasıl bir adamı
sevdiğini iyi bilmelisin ve gözlerini kapatmadan önce gördüğü son şey sen isen
bu şeyi güzel kılmalısın.
Olmuş
işte, yanlışı doğruyu sorgulamak bize düşmez. Öyle tabii.
2.03
///Çok değil bi kaç dakika önce ... İki gram aklım vardı, onu da aldı gitti p.şt.
2.03
/// ( Gecesi) Tenimde sızım sızım sızlıyor bütün parmak izlerin ...
4.03
/// Hiç bu kadar ergenleşmemiştim. Kontrol dışı bu. Her şeye gülüp geçerken
sana gülüp geçemiyorum. Kalbimin bütün gece adını sayıklamasını dinleyip
duruyor ve bu isim karşısında u-yu-ya-mı-yo-rum.
7.03
/// Akşam oluyor. Daha kaç kere söyleyeceğim sana , akşam olurken beni yalnız
bırakma. Sızlamaya başladı yine parmak izlerin.
Sararmadı bugün hava akşam olurken, buz gibi ve gri. Aptallığım ise
sonsuz.
11.03///
Şehir merkezini bulamadığın o yere gittim bugün. Tüm bunlardan hiç haberin
olmaması muhteşem değil mi? Ne varsa viran bir kalpte var boşver.
14.03
/// Benim gibi nazik bir kızı böyle arabesk arabesk konuşturuyorsun ya helal
sana ... İnsan sevdiğine benzermiş , anladım şimdi.
15.03
/// Eğer bu akşam yanımda olsaydın sana kalbimi gösterecektim. Bilmem anlar
mısın , bilmem bilir misin kalp nedir, nerededir ?
16.03
/// Gitmeliyim buradan. Yağmurlu şehirlerde seni hatırlayıp güzel kahveler
koklamalıyım. Senden sonra en güzel koku o çünkü. Gelsen de gelmesen de her
şekilde yarım kalacaktım, farketmez ki.
2 saat sonra yine akşam olacak. Hani neredesin?
30.03///
Biliyordum yeşil gömleğinle buradan giderken bana yalan söylediğini yine de
gülümsedim sana. Benim sevdiğim adama yazık ediyorsun sen. Şimdi soğuk yağmur
var hadi ona sığınıyorsun ama cam pencere açık yanarken nasıl anlatacağım
kalbime yaz akşam oluşlarını bakalım...
31.03
/// Önceden saf bir özlem vardı şimdi tenimde de sızlıyorsun. Dokunduğun her
bir nokta sızlıyor. Seni düşününce dudaklarım kupkuru oluyor, bir büyü değmiş
gibi çatır çatır kabuk tutuyorlar, kirpiklerim bile ağrıyor ... Ah çok batmış
bir gemi bu.
2.04
/// Parmaklarımın ucunda hala hissedebiliyorum yanağındaki pürüzleri. Hiçbir
şey bilmeden uyuyup uyanıyorsun. Böyle
akşam olurken başka bir şehrin sahilinde karşında oturup sana bakmak istiyorum
ben. Acımadan, kanamadan...
23.04
/// Sessizliğine dayanamadığım bir noktaya varıyorum bazen ve mutlaka bir ses
duyuyorum ardından... Sonra ses susuyor. Tenim seni sayıklamaya başlıyor , yok
anlatamıyorum açıklayamıyorum yokluğunu ona...
İşte
böyle şeyler olmuştu :)
Böyle
şeyler oluyor dünyada. İnsanoğlu, seviyor işte. Durduramıyorsun.
Bir
kadını neyin güzelleştirdiğini buldum! Ne zaman aynaya baksam, yüzümde O’nu
bulduğum anlarda kendime gülümsüyorum. Ellerime, kollarıma, burnuma,
dudaklarıma dokunup “sevmeye” gülümsüyorum.
Hissettiğim onca kötü şeye rağmen vazgeçemediğim “aşka aşıklığıma”
gülümsüyorum. Her şeyin farkındayım ama
gülümsüyorum işte.
Umutsuz
bir romantiğim ben.
Sonra
hayatın , avuçlarımda O’na sunduğum o masumluktan şeffaflaşmış “aşk”ı bir katran kovasında siyahlara boğuşunu
izliyor ve gerçeğe dönüyorum.
Ama
hemen o çirkin sahneye arkamı dönüyorum.
Hayat
asla aşk kadar masum ve güçlü olamayacak. Sanırım onu kıskanıyor ve bu yüzden
tüm hırçınlığı…
İnsanlar
doğuyor büyüyor aşık olunca da ölüyorlar!
Ne
demişler ;
“
İnsanların çoğu 25 yaşında ölür ama 75 yaşında gömülürler.”
