28 Nisan 2015 Salı

Çok batmış bir gemi...



Tenimin artık sır tutamadığı bir akşam üstü bütün yazdıklarımı bir bir nasıl hatırlayabildiğime şaşırarak oturuyordum pencerenin önünde bahara kızmış bir şekilde." Ya üşütsün ya yaksın bu nedir ya ?" diyordum. “Böyle fırtına mı olur nisan ayında?” Kalbimiz her mevsim fırtınaya açıkken mevsimlerde bunu yadırgadığıma da sinir olmuştum ya neyse.  Sanırım belirsizliklerden yorulmuş olduğumdan bahara , fırtınaya değil , kendimeydi aslında tüm öfkem...

Aylardır hemen her gün ona yazdığım o güzel kahverengi defterimi almış tarih tarih gezerken, bazı cümlelerimi şaşkınlık içinde tekrardan okuyordum.  Bir açsalar kalbimizi ne sırlar dökülecek sokaklara diye korkuyordum çoğu sayfada… Ve ona yazdığım tüm anları hatırlıyordum tek tek.  Öyle ya herkesi her şeyi unutur da insan; nasıl hissettirildiğini asla unutmazmış...

Gel-gitlerle dolu sayfalarımı ay görse kıskanırdı bu kadarını yapamadığı için…

Bazen ağır bazen romantik bazen onun gibi hiddetli olmuşum...Bazen kızıl olmuş tenini yanımda istemişim, bazen beyaz olmuş masum bir aşkı avuçlarımda uzatmışım ona… Bazen simsiyah olmuşum ! Rimellerim süzülmüş yanaklarımdan. Sonra sapsarı olmuşum, korkmuş, heyecanlanmış, güneş gibi parlamışım… Ama en çok kıpkırmızı aşık olmuşum O’na…

 Susmuşum, ona kızamayıp yağmurlara kızmışım… Bazı sayfaları yırtmış, bazılarına 2 cümleden fazla yazamamışım. Rüyalarımda görüp gecenin bir yarısı kalkıp karanlıklarda yamuk yumuk da yazmışım, kafam iyi sayfalarca saçma sapan da…Bazen onu yenebileceğimi düşünmüş ama çoğunlukla ona teslim olmuşum... O’na ; aşık olmuşum.

 Kendime söylediğim yalanlara hiç girmiyorum bile. Her detay ve tüm kelimelerim tabii bize özel ve bu defter ona ait.

Ama ; hoşuma giden bazı tarihlerden seçtiğim bazı cümleler de sizin olsun şimdi…   Kalbiniz aşkla dolsun.

 İşte ilk sayfadan kalbime hücum edenler mesela;
26.01 /// Allah'ım tüm gün alevler içinde yandım ve kaçamadım.

                  Aman Tanrı'm sana hiç dokunmadan mı öleceğim?
Öyle safmış ki kalbim ona hiç dokunmadan duracak bir gün diye korku ile yanmış durmuş bir pazartesi akşamında...
27.01 /// Korkum cesaretimi yenemedi, aşk her zaman kazanır.
Ve cesaretimin gazabına uğradığım o gün...
29.01/// Onsuz uyudum, yine uyumam gerekecek. Buna alışmak zorundayım. Kalp kırılmadan iyileşmezmiş, öyle söyledi.
Her şeyi güzelce özetleyip gidişi , hiç unutamadığım bir andı.
30.01 /// Onu istediğim gibi kimseyi istemek dahi istemiyorum. Milyon tane detay var aklımda ve düşündükçe yatışmıyor kalbim.
Bütün ama bütün vücudu durabilir bir insanın evet, ama aşık bir insan öldüğünde en son kalbi duracaktır buna emindim.
31.01 /// O kadar kaçtım ki ondan, kimselere bir şey diyemedim. 6. filan bitti kafam çok iyi şu an ve her şey bulanık. Her şey bulanık ama onun yüzü net. İşte aşkın size yaptığı budur.  Ona çok aşık öleceğim . İçimdeki aşka ona çok aşık ölmek yakışır zaten.
Hahaha kafam çok iyiymiş … İçkili iken her şey bir ise iki oluyor. Normalinden çok hissediyorsunuz. Uyuyabilmek istiyordum o gece o kadar, onu bile istemiyordum yanımda hatta ama çok net hatırlarım hala nasıl sabahladığımı.
2.02 /// Hadi benim içimdeki aşk, korkumu yerle bir ediyor. O'nun nesi var ?  ( Sabah )

2.02 /// Bu kadar aşkı taşıyamayacağım galiba:) Ben deliyim evet ama o benden de deli ve beni ancak böyle bir ruh bastırabilir zaten. Konuşmasını duysan başka kimse ile bir daha konuşmak istemezsin. Birini sevmek gerçekten kör yaşamak gibi. ( Öğleden sonra )

Hahaha işte böyle oluyor. Cansız bir deftere onun konuşmasına duyduğunuz hayranlığı anlatırken buluyorsunuz kendinizi !

4.02 /// O kadar yasak ki anlatamam. O'na bu kadar aşıkken yasak olması o kadar saçma ki anlatamam.

Kafamı bozan o hiç değişmeyecek çıkmaz sokakta kendimi buluşlarım.

6.02 /// Yine de içimde sadece ikimiz kaldığımız için, artık içimde baş başa olduğumuz için çok huzurluyum.  Bir ömür seni hatırlayacağım sanırım,  yarım ve özleyerek...

6.02/// ( Gecesi) Sonuçta biliyoruz, kalbi bir kadına aitti zaten. Ben onun kadınlarıyla hiç başa çıkabilir miyim Allah aşkına?! Olsun bu adama sevmek yakışıyor.

Başkasını sevmesini sevişim?

8.02 /// Bu akşam oluşlar beni delirtecek. Çok hassaslaştım ama şimdi görsem yine hiç üzülmemiş gibi gülümserim ona. Ya dünyayı karşımıza alacağız birbirimize kalkan olup ya da dünyada sadece ikimiz kalana kadar bekleyeceğiz... Haha delilik bu.

11.02 /// Yolculuk hep iyileştiriyor. Sensiz bir yolculuğun beni iyileştirebildiği kadar iyileştim. Bize düşmez sorgulamak diyor, olmuş işte... Mezara dek saklayacağım, güven bana diyor. Daha güzel ne duyabilirdim ondan ? Sana anlatmak istediğim milyon tane şey kalsa bile içimde beni anlayıp bir hayvan gibi kalbimi kırmadığın için teşekkür ederim sana.

18.02 /// Beni köşeye sıkıştırıp da öpmeyişini hatırlıyor musun? Kalbim çıkıp gidiyor o anı hatırladıkça.

19.02/// Hayatıma devam ediyor görünüp de her an seni özlüyor olacak olmama çok bozuk kafam.

26.02/// 24 gün sonra sesini duymak nasıl bir şey biliyor musun? Nefes alamadığın bir anda sudan  çıkıp havayı içine çekmek gibi. Ama yine akşam oluyor. Sapsarı ortalık, kapkara olmadan önce son bir güzellik yapıyor bize gökyüzü sanırım. Bir adamı özlerken özellikle çok acı oluyor bu akşam oluşlar. Sana yaz akşam oluşlarını anlatayım bana hatırlat. Yüzünü bir daha göremeyeceği bir adamı seven kızlara nasıl akşam olurmuş sana anlatayım. Mesela seneler sonra bir yaz günü hayal et. Saat akşam üstü 6.  Bu saat ; günün bütün güzel geçen saatlerini bir kerede yutan bir saattir. Bunu ne zaman düşünsem ağlıyorum. O'nun olmadığı bir şehirde sahildesindir. Arkadaşlarınla denize gitmiş, kitap okumuş, müzik dinlemiş, dondurma yemişsindir. Güneşin altında öylece yatmışsındır güzel güzel. Saat 6 ya doğru güneş etkisini kaybetmeye başlamıştır ve eğer ağlayacak olursan dikkat et çünkü berbat bir histir. Uzanmış yatıyorsun gözlüğün gözünde sıcaktan yanıyorsun bir de sıcak göz yaşlarını düşün. Akıyor ... Sıcak güneşin altında sıcak göz yaşları, her şeyin cıvıl cıvıl olduğu  bir kumsalda hemde . Akşam soğuk biralar içilecek canlı müzikler bir şeyler. Ah ama akşam oluyor. Gözlerini kapatmış dinliyorsun etrafı şezlongta. Dalga çıkmış , üç beş minik çocuk bağrışıyor etrafta, birisi sigara yakmış açık havada bile geliyor kokusu burnuna... Sonra bir kırpıyorsun gözünü burnunun ucu top gibi ufacık tam kıvrımına değdiriyorsun parmaklarını, bir kırpıyorsun gözünü, parmak uçların yanağına dokunuyor, bir iz var orda... Bir kırpıyorsun gözünü omzuna değiyor parmakların, bir kırpıyorsun burnunun dibinde gülüyor sana... Doğruluyorsun yerinden, güzel bir yaz akşamında ne işin var senin bu sahilde , benim ta içimden çıkıp geliyorsun burnumun dibine kadar ... Ah … Sonra; “Hadi !”diyor arkadaşların, “Akşam için hazırlanacağız, gidiyoruz.” Tamam biz gidelim de o nerede? "O nerede?" diye soruyorsun kendi kendine. Düşüveriyor aklına adam. O uzakta, o başka şehirde. Canlı müzikte yanımda bana sarılıp şarkı söyleyemeyecekse, bir tane daha içki içme kavgası yapmayacaksak, herkesten sıkılıp arabaya atlayıp sevişmeye kaçamayacaksak, İzmir'i özleyip basıp gidemeyeceksek, elimizde şişeler sabahlamayacaksak, pazartesi olunca hiç dağılmamış gibi işe gitmeyeceksek, kalabalıklarda hiç sevişmemiş gibi ciddi olmaya çalışmayacaksak ve o ciddi halimizle gece yatakta dalga geçmeyeceksek, yaz bitiyor diye içten içe acıyıp, kışın hayalini kurmayacaksak, sen bana dondurma almayacaksan başlarım akşam için hazırlanmaya o yaz akşamında ben...

Akşam olup müzik çalmaya başlayınca; " Seni özledimmmm." diye arayamayacaksam, senin o ciddi ortamlarında ben seni edepsiz bir mesajla bulandıramayacaksam, “Seni özledim.” dedim diye pat diye gelip kalbimi darmadağın etmeyeceksen, sen " Gidiyoruz." dediğinde ben; " Nereye? " diye sormadığım her seferinde şaşırmayacaksan bana , seninle konuştuktan sonra telefonu kapatırken arkadaşlarım hınzırca gülmeyecekse halime ben ne yapayım o yazı söyler misin ?

Ama şimdi kış... Aynı şehirdeyiz. Sen dışarda orada bir yerdesin...

27.02 /// Dün bir yaz gecesi rüyam yarım mı kalmış? Ne yapıyorduk? İçmiş içmiş sokaklarda serserilik mi yapıyorduk? Merak etme seni kimsenin tanımadığı bir yerdeyiz , şeklini çizecek değiliz :) O yaz sıcağını, sırılsıklam eden yaz güneşini ne yapayım senin bakışınla terlemiyorsam ? Bir masanın üstünde dans etmiyorsam gecenin bir yarısı ve sen bana karşıdan bakıp içten içe in oradan diye kızmıyorsan , kalabalıkta kimseyi değil bir tek seni görmüyorsam, herkes bana bakarken ben sana bakmıyorsam , sen beni alıp götürmüyorsan oradan ah ben ne yapayım o yaz akşamını?

Kimi sevdiğini iyi bileceksin. Bütün gün boğazına kadar batacağı şeyleri bırak o seçsin , önemli olan dönüp sana geldiğinde ona gülümsemen. Nasıl bir adamı sevdiğini iyi bilmelisin ve gözlerini kapatmadan önce gördüğü son şey sen isen bu şeyi güzel kılmalısın.

Olmuş işte, yanlışı doğruyu sorgulamak bize düşmez. Öyle tabii.

2.03 ///Çok değil bi kaç dakika önce ... İki gram aklım vardı, onu da aldı gitti p.şt.

2.03 /// ( Gecesi) Tenimde sızım sızım sızlıyor bütün parmak izlerin ...

4.03 /// Hiç bu kadar ergenleşmemiştim. Kontrol dışı bu. Her şeye gülüp geçerken sana gülüp geçemiyorum. Kalbimin bütün gece adını sayıklamasını dinleyip duruyor ve bu isim karşısında u-yu-ya-mı-yo-rum.

7.03 /// Akşam oluyor. Daha kaç kere söyleyeceğim sana , akşam olurken beni yalnız bırakma. Sızlamaya başladı yine parmak izlerin.  Sararmadı bugün hava akşam olurken, buz gibi ve gri. Aptallığım ise sonsuz.

11.03/// Şehir merkezini bulamadığın o yere gittim bugün. Tüm bunlardan hiç haberin olmaması muhteşem değil mi? Ne varsa viran bir kalpte var boşver.

14.03 /// Benim gibi nazik bir kızı böyle arabesk arabesk konuşturuyorsun ya helal sana ... İnsan sevdiğine benzermiş , anladım şimdi.

15.03 /// Eğer bu akşam yanımda olsaydın sana kalbimi gösterecektim. Bilmem anlar mısın , bilmem bilir misin kalp nedir, nerededir ?

16.03 /// Gitmeliyim buradan. Yağmurlu şehirlerde seni hatırlayıp güzel kahveler koklamalıyım. Senden sonra en güzel koku o çünkü. Gelsen de gelmesen de her şekilde yarım kalacaktım, farketmez ki.  2 saat sonra yine akşam olacak. Hani neredesin?

30.03/// Biliyordum yeşil gömleğinle buradan giderken bana yalan söylediğini yine de gülümsedim sana. Benim sevdiğim adama yazık ediyorsun sen. Şimdi soğuk yağmur var hadi ona sığınıyorsun ama cam pencere açık yanarken nasıl anlatacağım kalbime yaz akşam oluşlarını bakalım...

31.03 /// Önceden saf bir özlem vardı şimdi tenimde de sızlıyorsun. Dokunduğun her bir nokta sızlıyor. Seni düşününce dudaklarım kupkuru oluyor, bir büyü değmiş gibi çatır çatır kabuk tutuyorlar, kirpiklerim bile ağrıyor ... Ah çok batmış bir gemi bu.

2.04 /// Parmaklarımın ucunda hala hissedebiliyorum yanağındaki pürüzleri. Hiçbir şey bilmeden uyuyup uyanıyorsun.  Böyle akşam olurken başka bir şehrin sahilinde karşında oturup sana bakmak istiyorum ben. Acımadan, kanamadan...

23.04 /// Sessizliğine dayanamadığım bir noktaya varıyorum bazen ve mutlaka bir ses duyuyorum ardından... Sonra ses susuyor. Tenim seni sayıklamaya başlıyor , yok anlatamıyorum açıklayamıyorum yokluğunu ona...
İşte böyle şeyler olmuştu :)

Böyle şeyler oluyor dünyada. İnsanoğlu,  seviyor işte. Durduramıyorsun.

Bir kadını neyin güzelleştirdiğini buldum! Ne zaman aynaya baksam, yüzümde O’nu bulduğum anlarda kendime gülümsüyorum. Ellerime, kollarıma, burnuma, dudaklarıma dokunup “sevmeye” gülümsüyorum.  Hissettiğim onca kötü şeye rağmen vazgeçemediğim “aşka aşıklığıma” gülümsüyorum.  Her şeyin farkındayım ama gülümsüyorum işte.

Umutsuz bir romantiğim ben.

Sonra hayatın , avuçlarımda O’na sunduğum o masumluktan şeffaflaşmış  “aşk”ı bir katran kovasında siyahlara boğuşunu izliyor ve gerçeğe dönüyorum.

Ama hemen o çirkin sahneye arkamı dönüyorum.

Hayat asla aşk kadar masum ve güçlü olamayacak. Sanırım onu kıskanıyor ve bu yüzden tüm hırçınlığı…

İnsanlar doğuyor büyüyor aşık olunca da ölüyorlar!

Ne demişler ;

“ İnsanların çoğu 25 yaşında ölür ama 75 yaşında gömülürler.”

3 yorum:

  1. Ablacım çok teşekkür ederim :*

    YanıtlaSil
  2. Wowwe dilancim!! Anlatimin harika. İnsanların çoğu 25 yasinda ölur ama 75 yasinda gömülür sözü çok derinlemesine işledi bir an ve bir acsalar Kalbimizi ne sirlar dökülecek sokaklara.... Çok güzel :)

    YanıtlaSil