Bir şeyler öğrensinler diye acı çekip duran şeyler yaratıp
ortalığa salmak iyi bir fikir miydi?
Size acı veren şeylerin üstüne gidiyorsunuz, işe yaramıyor. Yakalı
bir tişörtün eski kokusuyla baş başa kalıyorsunuz.
Üzüntü verip ortalığa saldığım bir şeyler olsaydı, bunun ardından
hala beni sevip sevmiyor olduklarını sorgulayamazdım sanırım.
Senin yokluğunda; bir limon ağacının dibine oturmuş baygınlık
veren kokular arasında kelimelerden yol yapıyordum sana. Ulaşacağıma inanarak
bir bir sıralıyordum işte. Umut ediyordum. Çünkü üzülmek kadar umut etmeyi de
öğretmişti bize Tanrı. Üzüldüğümde tavır aldığım, mutlu olduğumda gözlerimle
gülümsediğim ve bir isteğim olduğunda yakardığım Tanrı.
O'na zavallı bir şekilde çok kızgınım, sana gittiğin için çokk
kızgınım, en çok kendime, bu kadar çok hissettiğim için kızgınım. Sonra başa
dönüyoruz, hissetmemi sağladığı için Tanrı'ya, kötü hissetmeme sebep olduğun
için sana ki bu aslında sen değilsin,sen beni asla üzmezsin bilerek,işte en çok kendime, hissettiğim
için, diye gidiyor...
Ama en çok gözlerime kızgınım, seni gördükleri için, kulaklarıma
kızgınım sesini duydukları için... Burnuma kızgınım çok, nefesten önce kokunu
aldıkları için, avuçlarıma kızgınım,dudaklarıma kızgınım,her şeye o kadar
kızgınım ki, yollara kızgınım, denize , koltuklara , otobüslere , başka
şehirlere , yazılara ,şarkılara, çok kızgınım.
Ağlamak yasakmış gibi davranan insanlara çok kızgınım, ağlayan
insanlarla uğraşamayan bencilliklere kızgınım, uzaktan beni sıcacık
ısıtabilenler varken,yanımda yakınımda buz gibi uzak herkese çok
kızgınım.Onların aptallıklarına kızgınım.
Boşver herkesi, biz bunu ikimiz çekiyoruz sadece.
Uykuya hemen daldığım geceleri özlüyorum, kaşlarımı çatmadan
gözlerimi kapattığım gecelerimi özlüyorum, mutlu uyandığım sabahları
özlüyorum.
Böylesine aptal hissetmediğim günleri…
Seni çok özlüyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder